Trabzonspor kulübü ile ilgili haberler

Trabzonspor Yazarlarının Analizleri
Toplam yazı: 111
Kayıt: 11 ay önce
Yayınlanma 18:43 25 Şubat 2010

Avni Aker’de Trabzonspor Taraftarı Yok 23 Şubat 2010 Salı 06:03 İnternetspor Ferhat Şahin'in Yazısıdır..

İşlerimin yoğunluğu sebebi ile canlı seyredemediğim için maç hakkında fazla yorum yapmak istemiyorum çünki herkes binbir türlü yorum yaptı zaten.

Ben yorumumu cefakar Trabzonspor taraftarı hakkında yapacağım. Artık Trabzonspor taraftarı Avni Aker’e geri dönmeli. Bunun için bir çok sebep var ama en önemlilerini tekrar sıralamak istiyorum:

  1. Takımın başında işini bilen, işine ve oyuncularına saygı duyan, ve çok tecrubeli bir teknik adam var takımın basında. Trabzonspor’lu oluşunu söylemiyorum bile
  2. Son yıllara göre kadro olarak iyi sayılabilecek bir takım var
  3. Camia’nın önde gelenleride takım için kenetlenmiş durumda, hemde aktif roller ile
  4. Avni Aker takıma negatif enerji veren ve sadece çekirdek yiyip kalbastı seyretmeye gelenlerin elinde.

Bu sebeplere başka eklemler yapılabilir. Bu listeyi uzatıp moralinizi bozmak istemem. Sıraladıklarım içerisindekilerin en önemlisi sonuncu olanıdır çünki ilk üç sebep tek başına gerçek Trabzonspor taraftarını Avni Aker’e çekmeye yetmeyebilir. En son söylediğim ise çok önemlidir ve Trabzonspor’un geleceğini kökten etkileyecek durumdadır.

Bugün Trabzonspor dördüncü büyük ise bu gerçek (çekirdek) taraftarı yüzündendir. Tabiki şampiyonluklar ve kupalar önemlidir ama asıl olan deplasmanda bile ülkenin en büyük stadını doldurabilen taraftar çok daha önemlidir büyüklük adına. Stadlardaki sayılar takımların çekirdek taraftar sayısını ve dolayısıyle büyüklüğünü belirler. Bakmayın siz ”FB’nin 30 milyon taraftarı var” yada ”GS’nin 25 milyon taraftarı var” diyenlere. O taraftar sayıları önemsizdir çünki çoğunluğu pasif taraftardır ve devamlı üç Istanbul takımından birisini tutmaya zorlanan insanlar topluluğudurlar. Ne maçları doğru düzgün takip ederler ne de takımlarını ama o takımı tuttuklarını söylerler. Bunun örneklerini kendi ailemde de gördüğüm için doğruluğundan eminim.

Sonuçta önemli olan gönüldaşların sayısı ve ne yaptıklarıdır. Bu sebepler taraftar guruplarının önemi artmıştır ve kulüpler tarafından dikkate alınırlar. Mesela, Trabzonspor’un Çılgınlar, Gurbetçiler, KaleArkası, ve daha bir çok guruplarının yanında FB’nin Antu’su, BJK’nin Çarşı’sı çok önemlidir. Bu gurupların amacı rant değildir, olmamalıdır, olamaz. En azında uzun soluklu bir rant elde etmeleri mümkün değildir. Neyse, konumuzu dağıtmadan Avni Aker’e dönelim.

Avni Aker artık rakip takımların değil Trabzonspor futbolcusunun baskı yediği bir staddır. Bunu inkar edecek insan buradan itibaren yazıyı okumasın.

Bir taraftar düşünün, takımı nerede ise hep yendiği bir rakip ile oynuyor ama ilk yarıdan itibaren homurdanmalar başlıyor. Evet takım iyi oynamamış ama ilk yarıda taraftarın takımlarını ateşleyici hiçbir etkinliği yok. Ikinci yarı başlamış, teknik adam bazı şeyleri değiştirmiş, ve takım bir çok gol pozisyonuna girmiş. Normalde ne beklenir gerçek Trabzonspor taraftarından: takımına güven ve sınırsızca destek. Nerede ise 61. dakika kutlamalarını bile zorunlu yaptılar. Goller kaçtıkça takımın stresi arttı ama seyirci (artık taraftar diyemiyorum) takımın stresini almak yerine homurdanmaları arttırıp olan güvenide yerin dibine soktu. Bırakın Trabzonspor takımını hiçbir takım seyircisinden gelen homurdanma ile silkinip daha iyi oynamaz. Bu hem fizik hemde psikoloji kurallarına aykırı bir durumdur.

Avni Aker seyircisi büyük emekler harcanan bu takıma zarar verecek duruma gelmiştir. Gerçek taraftarın artık kendine gelmesi ve takımlarına sahip çıkmalıdır. Aksi takdirde göz bebekleri, sevdalıkları, aşkları yok olacak.

Biliyorum gerçek Trabzonspor taraftarı bunun farkında. Onlarında haklı sebepleri var ama unutmamalılarki hiçbir sebep (haklı da olsa) bir sevdadan vazgeçmeyi gerektirmez, gerektirmemeli. Bu sebeple artık Avni Aker’deki trajikomediye bir son vermeliler. Aksi takdirde her maç kalp ağrısı çekmek normal olacak ve bir süre sonra bunu kanıksayacağız ki bu sevdanın öldüğünün resmi olur. Bunu gören gerçek Trabzonspor taraftarı da normal yaşamını devam ettiremez.

Kabinizdeki sevdaya selam ve saygılar. Artık harakete geçmenin vakti geldi.

Sevgiyle kalın

Toplam yazı: 111
Kayıt: 11 ay önce
Yayınlanma 01:03 7 Mart 2010

Yahşi Kuzeyin Takımı

Trabzonspor son haftalara futbolundaki standart tempolu oyun anlayışındaki beraberlik serisini bu hafta Gençlerbirliği karşısında bozmayı başardı. Doğrusunu söylemek gerekirse Trabzonspor Hugo Broos’un Türk mantığını umursamaz futbol kaosunu Güney Kore’den ayağının tozuyla takımın başına getirilen Şenol Güneş belli bir süre göğüsledi. Ancak Türkcell süper ligte fiziksel kontağa ve psikolojik mücadeleye dayalı oyunlar bir çok faktörü hesap etmek zorunda olan Şenol Güneş’in ekibini üç hafta geriletti. Zirve yarışından kopan takımların maçlara konsantrasyonları için gerçekçi amaçlarının kalmayabileceği düşünüldüğünde Gençlerbirliği karşısında alınan galibiyetin önemi çok daha iyi anlaşılır. Ama bu durum Trabzonspor'un sahip olduğu futbol sorunlarının göz ardı edilmesini sağlamaz.
Trabzonspor maça iyi başlamadı. Savunmadan çıkarken yapmaya çalıştığı paslar laf ola beri gele türündendi..Orta saha bloğunun paslara kulvar açma gibi bir düşüncesi bile yok..O zaman hücum girişimi uzun topa dönüyor, dolayısıyla oyun kontrolden çıkıyor..Daha bir futbol takımı görüntüsü veren Gençlerbirliği durduk yerde güçlenmeye başlıyor.. Güçlenmeye başladığında üç pasta Trabzonspor defansındaki bütün yaldızlar dökülüyor..Artı takımın ileriye çıkarmada sağ kulvardaki lokomotifi Ömer Aysan’ın sakatlıktan dönüşü muhteşem olmayınca yük bedenine kıyak geçmeyen Serkan Balcı’nın sırtına biniyor..
Burak’ın attığı beraberlik sayısı futbolda şans faktörünün ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Burak’ın doğru yaptığı şey pozisyona girerken yanaklarında tuttuğu basınçlı oksijen deposu. Bunu Türkiye’de birçok profesyonel futbolcu yapmaz. Daha doğrusu ne olduğunu bilmez. Burak’ın abartılı gol sevincine de sözümüz yok. Ama FIFA’nın prim tanımadığı güdük hareketlerle hakemin otoritesini sabote etme teşebbüsleri Burak’ın ciddi bir mental sorununu deşifre ediyor. Profesyonel bir hile bile belli bir olgunluk ve izleyenlerin gözlerini ikna ister. Ama varlık sebebi futbola taraf bir camiada Burak’ın son saliseye kadar ayakta kalması ve mevkisinin misyonunu soluksuzca tamamlaması kendisine tavsiye edilir.. Aksi halde Trabzonspor’daki futbol hayatının nasıl bittiğini kendisi dahil hiç kimse anlamaz. Trabzonspor’un ilk yarıdaki şut tercihlerinin ilkelliği tüm çıplaklığıyla ortadaydı. İlk yarıda Umut’un Gençlerbirliği kalecisinin üzerinden yaptığı bir vuruş maçtaki en kritik pozisyonlardan birisiydi. Kaleci Serdar’ın kontrolsüz hareketini topun kaleye gitmesi mi akladı yoksa hakem Tolga Özkalfa pozisyonu penaltı için yetersiz mi gördü pek anlayamadık. Ama Arjantin ligi Clasura’da bu pozisyon net bir penaltıydı. Türkcell Süper ligte hem penaltılar hem de kırmızı kartlar hakemlerin demir kanunlarından bir türlü kurtulamıyor..
İkinci yarıda Colman’ın yerine Gabriç sahada. Ama oyunun büyük bir bölümünde kayıp olan diğer Latin Alanzinho.. Trabzonspor önceki maçlarda rakip kaleye daha çok yaklaşıyor ama son vuruşlarda sorun yaşıyordu. Bu maçta hücumdaki personele pas trafiğinde de sorunlar baş gösterdi. Çizgiye inildiği bazı pozisyonlarda ise istenilen gol pasları yapılamadı.. Ve son yarım saatte ilginç bir değişiklik daha..Ceyhun-Burak..Yani Şenol Güneş’in bu değişikliğini inanın anlamak çok güç..Maç berabere gidiyor..Bu beraberlik serisini çatırdatacak forvetin belli ki yok..Ama giren oyuncu Ceyhun Gürselam.. Ve maçtaki en kritik pozisyonda kırmızı-siyahlıların atağında Mahmut’un kafa vuruşu ve Onur’un bir hentbol kalecisi gibi diziyle kurtarışı.. Büyük takımların kalecileri bir maçı sadece iki pozisyon için oynadığı gerçeğini gördük..
Maçın sonlarına doğru Serkan’ın bir rugby atağı ve Gabriç’in önüne düşen topla bir komedi ile trajedi arasında gidip gelen oyun Trabzonspor için üç puana dönüştü..Ve komedinin son perdesinde Trabzonspor serbest vuruş kullanıyor..Hücuma kerhen iki bordo mavili futbolcu katılıyor..Umut kafayı vuruyor ve yahşi kuzeyin takımının acılarına son veriyor..
Yani şöyle bir seyirciye bakıyorum..Bir arabesk türkü tutturmuşlar. ’’Trabzon’um benim, biricik sevgilim, söyle senden başka…’’ Gören de Darulaceze’nin yaşlıları futbola başladı sanır.. Hıncal’ın ‘’Saldır Galaaatasaray..!’’ından farkları yok..Yine paganist 61. dakika kutlamaları.. Birisi çıkıp ‘’Yahu arkadaşlar o gösteriyi Trabzonspor gol attığında yapın ki futbolcular öyle güzel bir görüntü için caba sarf etsin..Gol attığında başardığı güzelliği görsün.’’diyen yok. Bir 61. dakika tapınmasıdır gidiyor..Türkiye’de hangi stadyumun tepesinde Cem Yılmaz’ın pano posteri var..Belli ki Trabzonspor seyircisinin ciddiyetsizliği reklam panolarıyla başlıyor.. Maraton’un tepesinde Cem Yılmaz’ın kocaman bir resmi ve bir darüaceze marşıyla gürültü yapan seyirci olursa sahadaki oyuna bakıp söyleyeceğimiz şey de bellidir..Yahşi Kuzeyin Takımı
Bu galibiyet Trabzonspor’un oyunla ilgili sorunlarını göz ardı etmemizi gerektirmez.. Trabzonspor negatif futbol oynadı..Pozitif olguları negatif olguların gerisinde.. Ama bu üç puan ve kazanılan zaman daha sağduyulu işler yapmak için fırsat demek..Ünal Karaman neden yedek kulübesinde yok? Şenol hocam doğru bildiğin şeye farklı şey söyleyecek ve bakışını check etmene yardım edecek gerçek yardımcılara ihtiyacın var..Gol atıldığında seni tebrik eden yardımcılara değil..
Hakemlerle ilgili tek eleştirimiz dünyadaki liglerde saçı ağarmış hakemler görev yaparken nasıl oluyor da Türkiye’de bütün yardımcı hakemler bir liseli simasından öte yaşlanmıyor, hayret doğrusu.. Bu hakemler TFF’nin elinde olan bir gençlik iksirini mi kullanıyorlar acaba? Bu Türk futbolu için tam bir muamma..

İnternetspor Trabzonspor yazarı Metin Kondel'in yazısıdır..